08.06.2020
Av. Deniz ZENGİN
Estetik ameliyatlar, tedavi amaçlı gerçekleştirilen operasyonlardan taraflar arasındaki hukuki ilişki açısından bazı farklılıklar göstermektedir. Tedavi amaçlı tıbbi müdahale vekalet sözleşmesinin konusunu oluştururken, güzellik amaçlı gerçekleştirilen estetik müdahale eser sözleşmesi olarak nitelendirilmektedir.
Güzellik amacıyla gerçekleştirilen estetik cerrahiyi diğer tıbbi uzmanlık dallarından ayıran en önemli özelliği estetik operasyonun bir eser sözleşmesi olmasından dolayı hekimin sonuç taahhüdünde bulunmasıdır. Diğer tıbbi müdahale çeşitlerinde hekimin özen yükümlülüğüne uygun davranması beklenirken estetik operasyonda taahhüt edilen sonuç hekim tarafından meydana getirilmek durumundadır.
Nitekim Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 2018/5523 E., 2019/801 K., 26.02.2019 kararında “…estetik ameliyat yapılmak suretiyle istenilen ve kararlaştırılan amaca uygun güzel bir görünüm sağlanmasının taraflar arasındaki eser sözleşmesinin konusu olduğu açıktır” şeklinde belirtilmiş olup hekim tarafından taahhüt edilen sonuç sağlanamazsa bir “ayıplı ifa” söz konusu olacaktır. Yargıtay’ın da benimsediği yaygın görüşe göre hasta ile cerrah arasındaki sözleşme “Eser Sözleşmesi” olarak değerlendirilmiş ve ayıba karşı tekeffül hükümlerine başvurulabileceği belirtilmiştir.
Güzellik amacıyla gerçekleştirilen estetik cerrahide hekimin hukuki sorumluluğunun bazı şartları bulunmaktadır. Hekim ile hasta arasındaki ilişkiden, cerrahın hukuki sorumluluğunun söz konusu olması için, hekimin sözleşmeye aykırı kusurlu bir davranışının bulunması, bunun sonucunda hastanın bir zarara uğraması ve davranış ile zarar arasında illiyet bağının mevcut olması şartlarının bulunması gerekmektedir.
Hekimin sözleşmeye aykırı kusurlu hareketi, kasıt veya ihmal şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Örnek vermek gerekirse gerekli hijyen koşulları sağlanmaksızın operasyonun gerçekleştirilmesi ve bu nedenle hastanın zarara uğraması durumunda hekimin ihmalinin varlığından söz edilebilecektir. Hekimin ihmalinin ağır veya hafif olması hukuki sorumluluğun doğması yönünden herhangi bir farklılık yaratmasa da ihmalin hafif ya da ağır olmasına göre bir tazminat tutarına hükmedilecektir.
Güzellik amacıyla gerçekleştirilen estetik operasyon neticesinde meydana gelen olumsuz durumda hekiminin özen borcuna aykırı eylemi, hatalı uygulaması, yanlış metot seçimi, aydınlatma yükümlülüğüne aykırı davranması, taahhüt edilen neticenin meydana getirilememesi gibi durumlar söz konusu ise illiyet bağının da mevcut olması halinde ortaya çıkan maddi ve manevi zararın tazmininin talep edilmesi mümkündür. Burada güzellik amacıyla gerçekleştirilen estetik operasyonun eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi hususunda hekimin sonuç garantisi vererek operasyonu gerçekleştirmiş olması önem taşımaktadır.
Özel hastanede veya özel muayenehanede gerçekleştirilen bir operasyon nedeniye zarar meydana gelmiş ise buna ilişkin tazminat davasının adli yargıda açılması gerekirken
kamu hastaneleri bünyesinde meydana gelen hizmet kusuru nedeniyle oluşan zararlara ilişkin açılacak tam yargı davaları, idare mahkemelerinde görülecektir.